1990–2001 Yılları Arasında Tanı Alan Akut Romatizmal Ateşli Hastalarımızın Retrospektif Değerlendirlmesi

B. TANYERİ, K. BAYSAL, N. GÜNALP, P. HACIÖMEROĞLU
1.236 393

Abstract


A Retrospective Evaluation of the Patients with Acute Rheumatic Fever Between 19902001
Acute rheumatic fever (ARF) is the major cause of acquired valvular disease of childhood. Although ARF and its most important sequela, Rheumatic Valvular Disease (RVD) are rare instances in developed countries, they are still important problems in underdeveloped and developing countries.
Early diagnosis, treatment and compliance with secondary prophylaxis are important factors to prevent the sequela especially for populations in which predisposing environmental co nd itio ns can not be improved. So we have planned to determine the clinical features and the factors influencing the prognosis in ARF.
In this study, 309 ARF patients who have been diagnosed and followed up between 1990-2001 in our hospital were included. The incidence of ARF and RVD did not show any difference from the previous decade. RVD was diagnosed in 70 percent of ARF patients and was usually mild in severity. This disturbingly high ratio of RVD underlies the value of echocardiographic study in all patients with ARF.


Akut Romatizmal Ateş (ARA), çocukluk döneminde edinsel kalp hastalıklarının en önemli nedenidir. Gelişmiş ülkelerde ARA ve neden olduğu Romatizmal Kapak Hastalığı (RKH) az görülürken, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Bu toplumlarda hastalığın erken dönemde tanınıp, tedavi edilmesi ve proflaksi-nin uygulanması, hastalığın sekellerini önlemek açısından büyük önem taşımaktadır. Bu yaklaşımdan yola çıkarak, ünitemizde son 11 yılda tanı alan ARA ve RKH olan hastaların sıklığını ve klinik bulgularını belirlemek amacıyla bu çalışma planlandı.Çalışmamızda 1990-2001 yılları arasında tanı alan ve düzenli olarak kontrollere gelen 309 ARA'li hasta değerlendirilmiştir. ARA ve RKH'nın görülme oranının önceki 10 yıldan farklılık göstermediği görülmüştür. Hastaların %70'inde RKH saptanmış ve hastaların çoğunluğunda kardit hafif şiddette bulunmuştur. Karditin bu kadar yüksek oranlarda görülmesi ürkütücü olduğu kadar, ekokardiyografik incelemenin kardit tanısındaki önemini göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.

Full Text:

39-45